21 Kasım 2017, Salı
  • İMKB 71.778 -0.06
  • ALTIN 100,336 0.79
  • EURO 2,2875 0.62
  • USD 1,7985 0.50

İstanbul

°

Anasayfa / Yazarlar / Gültekin AVCI
21.11.2017 01:46, Salı

Savaş zamanında yapamayacaklarınız

Gültekin AVCI gavci@bugun.com.tr
İçeride terör binbir yüzüyle ülkeyi vururken, Suriye'yle savaşın eşiğinde olmak oldukça kötü bir senaryo.
---------------
Terör her tarafımızı sarmış durumda.

KCK'lılar Türkiye aleyhine her türlü hainliği yapmak için, bölge ülkeleri yanında işbirliği yapacak aktörler arıyorlar.

Yeni anayasa inşa edilmemiş, askeri bürokrasinin sivil denetim mekanizmaları ve bağlılıkları hükme bağlanmamış.

Savaş başladığında demokratik açılım, insan hakları, darbe komisyonları ve soruşturmaları, yeni anayasa ve sivil toplumun inşası gibi hedefler hayal olur.

Karda yürürken arkada bıraktığınız izler gibi.

İllegal odaklar ve cuntalar bu ülkeyi gerekirse savaşın içine sokmayı yıllardır neden deniyorlar?

Çünkü savaş zamanlarında "birinci derecede bedel ödeyen silahlı kuvvetler" unsurlarını kısıtlamak neredeyse imkânsızdır.

Savaş zamanında "1. Ordu'da cunta var, darbe yapacaklar" diyemezsiniz.

Kötülere fırsat verir

Tüm demokratik ülkelerde "savaş zamanları" hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların zirvede olduğu zamanlardır. (Anayasa m.15)

Anayasanın 117. Maddesi gereği, barışta cumhurbaşkanı sembolik olarak, savaştaysa Genelkurmay Başkanı fiilen orduların başkomutanıdır.

Savaş zamanları, kötülere her türlü fırsatın doğduğu zamanlardır.

Bölgeye askeri müdahale düşünmeyen NATO, İran'ın savaşa müdahil olmayacağını garanti edemez.

"Türkiye'yi koruyacak planlarımız hazır" diyen Rasmussen, konunun NATO üyesi ülkelerin Savunma bakanlarının gündeminde olmadığını da ekliyor.

Herkes biliyor ki Rusya ve Çin'den başka Acemler'in mahmuzlarını çekebilecek aktör yok.

Muhtemel bir Türkiye-Suriye savaşına İran da katılırsa, bir milletin topyekûn savaşı söz konusu olacaktır.

Türkiye radikal bir değişim içine girer.

Esed rejimi gitse bile kaybeden önce hükümet olur.

BDP'liler Türkiye'yi değil KCK'yı düşündükleri için savaşa şiddetle karşılar.

Zira savaş başlarsa bir tane miting bile yapamazlar.

Ağızlarından KCK veya PKK çıktığında soluğu nerede alacakları belli olmaz, bunu iyi biliyorlar.

Bugün AB standartlarına göre yapılan KCK operasyonlarını eleştiren gafiller, savaş zamanında gördüklerine ne derler bilemem.

Ne görseler kelime edemeyeceklerine eminim.

Hükümetin TSK üzerindeki "görüntü kontrolü" bile kaybolur.

Savaş zamanında "Oslo süreci-müzakere" falan kalmaz.

Kalırsa kimseye anlatılamaz.

Kıbrıs Barış Harekâtı'na benzemez

Savaş zamanları gibi travmatik dönemlerde her şey hukuka ve mevcut kanunlara göre yürümez.

KCK muhibbi kalem erbabı, bugünkü yazdıklarını yazıp "teröre destek olma özgürlüğü"nü kullanamaz.

Savaş zamanı "doğal olarak" askerin ve askeri eğilimlerin en etkin olduğu dönemdir.

İran'ın müdahil olmaya hazır olduğu bir savaş, Kıbrıs Barış Harekâtı'na benzemez.

Demokratik toplum ve devleti inşa aşamasında olan bir Türkiye'nin, savaşsız yıllara, savaşsız yıllar için de soğukkanlı dış politik tercihlere ihtiyacı var.

Demokrasi, hukuk devleti ve sivil toplum ancak savaşsız yıllarda tahkim edilebilir.

2 senaryo ve Rus ruleti

Lokal de olsa tezkereyle TSK'ya Suriye'ye tek taraflı askeri harekât yaptırılırsa 2 ihtimal var.

İyimser senaryoda Rusya ve İran'ın hiçbir müdahalesi olmaz. TSK kısa sürede Esed rejiminin düşmesini sağlar ve çekilir.

Bu gerçekten Türkiye'nin bölgesel etkisini artıran bir başarı senaryosudur.

Daha güçlü ve riskli senaryo olarak, İran'ın da savaşa müdahil olacağını bir önceki yazımda belirtmiştim. Buna Rusya, Irak, Barzani, KCK ve Hizbullah etkisini de eklemeliyiz.

Esed rejimini bugüne kadar var güçleriyle ayakta tutan Rusya, Çin ve İran, TSK'nın tek taraflı Suriye müdahalesine neden müdahil olmasın?

Rus stratejistlerin de bu şekilde bir Ortadoğu felaketini öngördükleri biliniyor.

Nitekim Putin'in Türkiye ziyaretini ertelemesi de anlamlıdır.

Temel 2 senaryoyla riski göze almak, özellikle hükümet için tam bir Rus ruletidir.

Terör örgütüyle bile müzakere kanalları açık tutuluyorsa, Esed rejimiyle görüşme kanalları da açık tutulmalı.

Bu yazı toplam 524 defa okunmuştur.

Yazarın Son Yazıları

• Bu Yazıya İlk Yorum Yapan Siz Olun...

SİNEMALAR